Bire Bir Hikayeler kategorisi, ankarada sex başkadır hikayesini oku.

ankarada sex başkadır

Selam Ben Aylin, Telefonda Seni Bosaltmamı İstersen Beni Arayabilirsin. Telefon Numaram :
00237 800 09 90
Sitenizi arkadaşlarımın tavsiyesiyle inceleme şansına sahip oldum. çoğunun ufuksuz, sıradan ve duygudan yoksun, gerçekleşmemiş ve ucuz düş ürünü hikayelerden oluştuğunu belirtmeliyim. Ancak arada bazılarının incelenmeye değer olduğunu söyleyebilirim. Uzun zamandır yazıp yazmama arasında tereddütte kaldım.Aynı boyutta hisseden insanların da olabileceğini düşünüp, anımı paylaşmaya karar verdim. Duygusuz, ruhsuz bir seks, vitrinde .    sergilenen bir et parçasıyla beraber olmaktan öteye gidemiyor. Hepimiz yaşadığımız süre boyunca, şöyle yada böyle diye tabir edilebilecek birliktelikler yaşıyoruz. Ama içerisinde dizginlerinden koparılmış bir aşk varsa, beyninizin tüm hücrelerinde    doyumu hissedebiliyorsunuz.Aşk`sız doyum sabun köpüğünden öteye gidemiyor. Gelelim yaşadığım anıya 1998 yılından başlayıp bugüne kadar uzanan anılar silsilesini kapsıyor aslında. .    Halen sürdürmekte olduğum mesleğimin stajyerlik evresini tamamlamış ve meslek sınavlarına girmek için, kırk günlük sınava hazırlık kurslarına kayıt yaptırmıştım. Kışın    bütün soğukluğunu iyiden iyiye hissettirdiği kasım ayıydı. Cuma günü 7,5 saatlik bir yolculuktan sonra mersin`den ankara`ya gittim. Ankara daha da bir soğuktu. Kalın giysilerimle bir penguen` den farksızdım. çok kasvetli ve fazla gri bulmuştum ankara`yı. Planıma göre cuma akşamı ankara`da    olacaktım ve kızılay`da bir otele yerleştikten sonra biraz gezip dolaşacaktım. Eşyalarımı yüklendiğim gibi yola koyulup kalacağım bir otel aramaya başladım. kızılay bembeyaz kar altındaydı, kaldırımlar yer yer buzlanmıştı. Düşmemek için zor duruyordum ayakta. Nihayet güzel bir otel bulmuştum. Kayıt yaptırdıktan sonra odama çıkıp güzel bir duş aldım, üstümü değiştirdiğim gibi kendimi dışarıya attım. Soğuğa rağmen her yer çok kalabalık ve ışıl ışıldı!. Yollarda birbirlerine kartopu atanlar, birbirlerini güven park`ta karların içine yatırıp şakalaşanlarla ankara sanki kasvetini üstünden atmaya çalışıyor, gülümsüyordu.    Tatlı bir huzur kaplamıştı içimi, kente ısınmaya başlamıştım. Bu sıcaklık .    karnımı acıktırmıştı. Büfeden ekmek arası döner ve yanına da ayran almıştım ki değmeyin keyfime. Açlığımı yatıştırdıktan sonra oturup bir-iki kadeh içebileceğim bir yer aramaya başladım. Sakarya caddesinde bir bar`a oturup    havanın soğuğuna inat rakımı yudumlamaya başladım. 2 saat kadar sonra otele tekrar döndüm. Ertesi ve ondan sonraki gün oldukça yoğun    geçecekti. Kurs sabah saat 08:00`de başlayıp, akşam 18:00` de bitiyordu ve 40 gün boyunca her hafta sonu aynı şeyi yaşayacaktım. Döndükten sonra biraz tv izleyip, biraz kitap okuyup uykuya daldım. sabah kalkıp tıraş olup, duşumu aldıktan sonra güzel bir kahvaltı yaptım ve yola koyuldum. Hala kar yağıyordu, sokaklarda insanların bir .    yerlere yetişmek için gösterdiği tatlı bir telaş, arabalardan yükselen klakson    sesleriyle ankara güne hazırlanıyordu. On dakikalık yolculuktan sonra kurs yerindeydim. Kantine inip nescafe`mi aldım ve saat`in dolmasını bekledim. Henüz yeni yeni geliyordu insanlar. Kantin masalarında kızlar ve erkekler ayrı ayrı gruplanmış sohbet ediyorlar, birbirlerini tanımaya çalıyorlardı. Bir şeyler okuyor, oyalanıyordum    ve sonradan çok iyi dost olduğum bir sesle kendime geldim: - merhaba, günaydın. - merhaba - adım ali, oturabilir miyim? - memnun oldum, adım ulaş, buyurun lütfen. Tanışma merasiminden sonra kurs salonuna çıktık. Sevecen, sıcak biriydi. Yerimize geçtik. Ankara`dan tanıdığı    arkadaşlarıyla tanıştırdı. Derken ders başladı. Hayatımızdaki en önemli şeyi gerçekleştirime ciddiyetiyle hocamızın anlattıklarını pür dikkat kesilmiş, hipnotize bir vaziyette dinliyorduk. 10 dk. Geçmişti ki kapı çalındı. Kısık, mahcup ve ürkek bir ses - özür dilerim, geç kaldım, girebilir miyim? -buyurun    lütfen anfiyi topuklarından yükselen hızlı ve panik adımlama sesleriyle inleterek arka sıralardan birine ilişti ürkek ceylan yavrusu. Ders devam ediyordu. .    Nihayet 10 dk. Lık mola. Ali`yle kantine inip çaylarımızı alıp masalardan birine iliştik. Ali`nin tanıştırdığı ve adının özlem olduğunu öğrendiğim bir afet-i devran oturuyordu masada. Kahvaltısını henüz yapamamış, evden börek getirmişti. Sıcak ikramına dayanamayıp biz de ikramından bir parça aldık. Nişanlıydı özlem; ama bakışları, edası, girişkenliği, rahat tavırları, ses tonuyla fazla çapkın biri olduğunu gösteriyordu. Yakınlaşmıştık. Espriler, sıcak diyaloglarla kahkahalar    yükseliyordu masamızdan. Mizacım gereği, soğuk durmayı, çekimser kalmayı sevmem. Ortamdan olumlu elektrik aldıysam katılımcılığı severim. Isınmıştık birbirimize ama nişanlı olması bir yerlerde durmamı sağlıyordu. Fasılalarla devam eden ders aralarında birçok insanla tanışma şansım olmuştu. Masamız artık epey kalabalıklaşmıştı. Sıcak bir    grup olmuştuk. Akşam için programlar bile yapılmaya başlanmıştı. Bir yerlere gidilecek ve eğlenilecekti. özlem ve ali yapıyordu programı. O gün için son dersti artık. Son arada, anfiye gelen bayanın kantinin en arka masalarından birinde ürkek, kendi halinde oturduğunu gördüm. öyle    güzel, öyle masum bir yüzü vardı ki saatlerce oturup izlenilesi bir tabloyu andırıyordu. Tepkisinin ne olacağına aldırmaksın yanına gittim, yüzünün    yaydığı ışıktan kendimi alamıyordum. Ay`a inat yansıyan mavi bir ışık hüzmesi. - merhaba. Dediğimde kafasını kaldırıp ürkek bir tavır ve ses tonuyla - merhaba dedi. Dokunsam kaçacaktı sanki. - adım ulaş, sizin de bir adınız vardır umarım. Yarı gülümser, yarı mahcup ses tonuyla, - b. Dedi. - rahatsız etmek istemem ama, katılmak ister misiniz bize? - yooo. Teşekkür ederim, böyle daha iyi. - peki, siz bilirsiniz. Tekrar memnun oldum. Masama döndüm ama özlem bir yandan benimle sohbet ederken, diğer yandan    göz ucuyla b. `ye bakıyordu. Rahatsız olmuş gibiydi. Akşam ders .    bittikten sonra toplandık. Beni özlem götürecekti gideceğimiz yere. Ali eve    uğrayıp eşini de alıp öyle gelecekti. Aklım hâlâ "b. "deydi. Yolda özlem`le sohbet ediyorduk şuradan buradan. Derinliğime inen meraklı soruları vardı. Evli olup olmadığım veya bir sevgilim olup olmadığı türünden sorular. çankaya`ya doğru ilerliyorduk. özlem`in nişanlısı askerdeymiş, 4 ay`ı kalmış    dönmeye, yaz`a doğru evleneceklermiş.Babası ankara`da emekli olduktan sonra ailesi asıl memleketleri olan kırklareli`ne taşınmış. üniversiteyi bitirdikten sonra özlem babasının da yardımıyla ankara`da bir firmaya girmiş ve yıllar sonra müdür olmuş. Muhasebe müdürü özlem. özlem alımlı kız, özlem güzel, özlem fettan, özlem yanardağlardan süzülen lav. Yakıp kavuruyor değdiği yerleri. Nihayet geldik .    programlanan yere. Oldukça şık ve güzel bir yer. Sohbet etmeye devam ettik, bir süre sonra ali ve eşi geldi. Kendisi gibi ali`nin eşi.Sıcak, sarıp sarmalayan, sevecen mi sevecen bir    insan. çabuk kaynaştık. Yeme-içme faslı ağırdan alınıyor, demleniyorduk, gece uzayacak gibiydi. Harika bir müzik çalıyordu. Ali ve eşi dansa kalktılar ve ardından ben ve özlem. öyle sarılmıştı ki özlem, tanımayanlar bizi sevgili sanırdı. Ali`nin gözünden kaçmamış, liseden arkadaşı özlem ve    çok iyi tanıyor. Arada; - bu kıza dikkat et, baştan çıkarabilir seni demişti.Ama kızın durdurak dinlediği yoktu, mesafeli yaklaşmama, henüz    birkaç saatlik tanışmamıza rağmen fazla sokulgan davranıyordu. Göğüslerini göğsüme iyice yazlamış, sımsıkı sarılmıştı. Arada, bilinçli yaptığını kesinlikle biliyorum, göbeğiyle penisime    baskı yapıyor, sallandıkça iyice sürtünüp tahrik olmamı sağlıyordu. Iri gözlerini gözlerime dikmiş, tepkimi bekliyordu. Ateş basmıştı her yanımı. Istem dışı    titriyordum. Yüzünde hınzır bir gülümseme vardı. Ama yine de dikkatli olmaya çabalıyordum.Gece bitti ve dönüyorduk artık, güzel bir gece yaşatmışlardı bana, sağolsunlar. Dönmek için arabalarımıza ilerlediğimizde ali bu gece onlarda da kalabileceğimi bütün sıcaklığı ve dostluğuyla söylemişti. özlem; bende de kalabilir dedi. Ama otele döndüm. özlem beni buruk bir şekilde bıraktı otele. Ertesi gün görüşmek üzere vedalaştık. Sıcak bir    duş ve güzel bir uykudan sonra ankara`nın yine karlı yüzüne merhaba dedim. Yine aynı telaş ve ders faslı. Kurs yerine    yine erken gelmiştim. Kantine indiğimde (bir gün öncesinin geç kalmışlığını telafi edercesine) bir masada sadece b. Otuyordu. Yanına gittim -    merhaba, günaydın. - günaydın - hayırdır, dünün geç kalmışlığını telafi ediyorsun sanırım - evet, dün utandım biraz, ayıp oldu - çay içelim mi - ben alabilir miyim? - ilk ben teklif ettim ama. - peki, şekersiz olursa sevinirim - baş    üstüne prenses hazretleri. Gülümsedi, kısık bir tonla. Gün aydınlandı yüzünde ve gönlümde, çok güzel gülümsüyordu. Uçarak gidip aldım çayları - teşekkür ederim, zahmet oldu. - ne önemi var prenses, emir .    kabul ederim. - estağfurullah ama bana prenses demeseniz!!!! - bir prenses`e başka türlü nasıl hitap edilir ki. Gülümsedi yine, kısık kısık güldü. Gün yansıdı gönlüme, ışıklar içindeydim. Yavaş yavaş kursiyerler    gelmeye başlamıştı. özlem uçarak girdi içeri ama beni b. `yle görünce yüzünün haritası değişti. Yavaş ve emin adımlarla masamıza geldi.    Elinde folyoya sarılmış bir şey vardı, söze girdi - günaydın, rahatsız etmiyorum ya!!! B. Yine o bildik mahcup ve tedirgin yüz haline büründü. Sessizdi, bir şey söylemedi. Sözü aldım: - günaydın, gel, otur lütfen. Tanıştırayım sizi; b. Bu da özlem özlem baştan aşağı süzüyordu b. `yi, b. Rahatsız olmuştu, özlem .    kendinden son derece emin, mağrur bir edayla kuruluverdi masaya. Derken hafifçe kalktı ve bana doğru eğildi ve iki yanımdan öptü; - dün geceden beri nasılsın? B. `nin yüzü değişti, ışığı sönmüştü sanki, karanlığa gömüldü. - iyiyim sağolun, ali`yle beraber çok güzel bir konukseverlik gösterdiniz, çok teşekkür ediyorum, bunu unutmayacağım. Nişanlınla, .    ki kısmetse eşin olacak, mersin`e geldiğinizde sizi ağırlamaktan müthiş keyif alacağım. özlem belli etmemeye çalışıyor ama her halinden verdiğim cevaptan rahatsız olduğunu davranışlarıyla gösteriyordu. - kıymalı börek yapmıştım, belki kahvaltı yapmamışsındır diye düşündüm. - çok incesin, kahvaltı yapmıştım ama tabiki    hayır demem. Ali geldi bu arada, uykulu mahmuru gözlerle. - günaydın, - günaydın ali, hadi buyur bak özlem börek yapmış,    soğutma. - valla kaçırmam, hanım erkenden gitti işe, kahvaltı yapmaya üşendim. Yeniden kahvaltı faslı, ders derken öğle arasını bulduk. özlem`i iş yerinden çağırdılar, gidip dönecekti. Ali`de eşiyle yemek yemek için çıktı, davet etti ama kabul etmedim. Yalnız kalmıştım. B. Yoktu ortalıklarda. Yakınlarda yemek yiyebileceğimiz bir yer aradım. "harran kebap salonu", neyin nesidir anlamadım ama bir şeyler atıştırmak gerekiyordu. Içeri girdiğimde    b. `de ordaydı, bir mükafattı sanki benim için. Yanına yaklaştım: - beklediğin kimse yoksa beraber yiyelim mi? - tabiki buyur    lütfen, özlem yok galiba!! Dedi, ses tonu çok manidar ve .    iğneleyiciydi. - hayır, işe gitti. Yemeklerimizi yedik ve bir saatlik    arada sohbet edebileceğimiz kadar sohbet ettik. Yumuşamıştı. Ilgilendiğimin farkına varmıştı. Hatta oradan ayrılırken muzipliğini takınıp şemsiyemi o almıştı ve tutmuştu bize. Buzlar erimişti. özlem ve ali gelmediler derse, beraber oturmuştuk aynı masaya. Yakınlaşmaya başlamıştık. Kursun o gün bitmesine yakın ali .    ve özlem beraber geldiler, b. `yle dışarı çıkıyorduk. Biletimi alıp gece 24`te mersin`e dönecektim. özlem atıldı hemen: - akşam bir    yerlere gideceğiz, hadi gidelim.B. Yine en mahsun halini almıştı. Masum gözlerle bana bakıyordu. - b. `ye sözüm var, kusuruma bakmayın, onunla bir yerlere gideceğiz. Dediğimde özlem avını parçalamaya hazır bir panteri andırıyordu. B. Gün aydınlığı yüzüne tekrar kavuşmuştu. Ama    nezaketi de elden bırakmak istemiyordu. - sözleştiyseniz sizi alıkoymiyim, ben gidicem zaten dedi. Zaten sözleştiğimiz bir şey yoktu b. `yle ama özlem`i atlatmak istiyordum. Bu durumdam ali daha da keyiflenmişti. -hadi özlem biz gidelim, onların programlarını bozmayalım. özlem istemeyerek de    olsa ayrılmıştı bizden, vedalaşarak ayrıldık onlardan ve b. `yle yürümeye başladık. - neden programımız olduğunu söyledin, program yapmamıştık ki. - ne yani, demek benimle program yapmak istemiyorsun, demek beni bir prensesle program yapmaktan alıkoyucaksın!!! - ya hayır öyle değil ama    sözleşmemiştik. - tamam işte, şimdi sözleştik, istemiyor musun yani? - olabilir ama ben de konya`ya gidicem, fazla vaktim yok. -    olsun, vaktin olduğu kadar. Hemen sıkıldın mı yani benden, istemiyor musun beni? - yo öyle değil!!! - tamam o zaman gidiyoruz - nereye? - çıldırmaya. - ama lütfen geç kalmayalım - emirdir prenses. Demek ki eğlenilecek ve prenses geç kalmayacak. .    Gülüştük ve çankaya`da keyfimize göre bir yer bulduk. Gözlerimi artık alamıyordum ondan, gözüm başka bir şey de görmek istemiyordu. Dünyam o olsun istiyordum, bütün hayatım onunla dolsun istiyordum. Israrlarımla iki kadeh şarap içmişti, yanakları al al olmuştu, şişede kalan şarap daha da kıskanmış b. `nin yanaklarını. Kadehimi yanağına doğru uzattım. - sence hangisi daha kırmızı? - ayyy. Inanmıyorum, çok mu kızardı? - öyle yakışıyor ki. Lâl`in gerçek tonunun bu olması gerekiyor. Ama hangi ressam bu tonu tutturabilir ki. Tanrı bile övünmüştür şimdi kendisiyle. Gün yüze lâl yanak. - utandım. Gece bitmesin istiyordum, prangayla bağlanmıştım adeta ona. Nasıl olabilirdi, bu kadar    kısa sürede, nasıl, nasıl, nasıl. - kaçta kalkıyor otobüsün - 22`de, saat kaç - 21 - gidelim mi? - gitmesek olmaz dimi? Gülümsedi yine, gülümsedikçe ömrümden birkaç ömür yitiriyordum. - peki kalkalım. - her şey için çok teşekkür ederim, benim    için çok farklı bir geceydi. - laf mı prenses, ne yapabildim ki?Telefonunu almamda bir sakınca yoktur umarım, arayabilirim seni değil mi? - tabiki, ben de aliyım seninkini, telefonlaşırız ama telefonumu çaldırdığında rahat konuşamazsam anlayışla karşıla lütfen. Bizimkiler meraklıdır, fazla soru    sorarlar. - demek ki prenses esaret altında. Böyle bir güzellik korumam altında olsa ben de hassaslanır, kimlerin aradığını merak ederdim. .    - şımartma lütfen, abartıyorsun, ben prenses değilim ama bizimkiler fazla meraklı. - ariycam seni prenses telefon numaralarımızı verdik birbirimize. otel`e    uğrayıp eşyalarımı almam gerektiğini beni bekleyip bekleyemeyeceğini sordum. Geç kalıp kalmayacağımızı sordu. Geç kalmayacağımızı, en azından onu uğurlamak istediğimi söyledim. Kabul etti ve otel`e geldik, apar topar eşyalarımı alıp lobi`ye yanına geldim. Yola koyulduk, ama içim gitmesini istemiyordu, yol boyunca    sohbet ettik.Terminalde onun biletini alıp peronlara geldik. Içim böyle göndermeye el vermiyordu. çantalarımı yanına bırakıp 2 dk. Beklemesini, sigaramın bittiğini    söyledim. Peki, dedi. Konya arabasından bir bilet de kendime aldım. 2 saat daha görmek bile kârdı benim için. Ama o    bunu bilmiyordu. Otobüsünün kalkış saati gelmişti, vedalaştık. Yerine kuruldu ve el salladı. El sallayıp yürümeye başladım, birkaç otobüsü geçtikten sonra    arkalarından dolaşıp onun otobüsüne geldim ve muavine eşyalarımı verdim. rta kapıdan içeri girip bir arkasındaki koltuğa oturdum. Beni görmüyordu. Derin derin dalmış uzakları seyrediyordu!. Mesaj yazmaya koyuldum. - prenses, şimdiden .    özledim seni cep telefonunu aldı ve eli titriyordu, aradan görebiliyordum. Bir şeyler yazmaya başladı. Telefonumu titreşime almıştım. Mesaj geldi: - ben de, kendine iyi bak prens inanamıyordum, galiba benden hoşlanıyorduOtobüsün    kalkmasına birkaç dakika kalmıştı, yeniden bir mesaj göndermiştim: - sana eşlik etmemi ister misin? - delisin sen, yapamazsın ki? - .    yaptım bile, arkana dön ve merhaba de. Arkasına döndü ve en gülümser ve en şok haliyle; - inanamıyorum sana dedi    ve oturup gülmeye başladı. Yanındaki kadın ikimize bakıyordu. Eğilip: - yapabiliyor muşum demek, galiba deliyim! Yanındaki kadını yer değiştirmek için ikna edemedim ama olsun 2 saat daha görebilecektim. şimdilik bu .    da yeterliydi. Yol kısa sürdü, bitmesin istiyordum ama bitti. Terminalde abisi ve babası karşıladı, alıp gittiler yüreğimden büyük bir parça kopararak. Bir sonraki hafta sonuna kadar nasıl bekleyecektim, zaman geçer miydi? Onlar ayrıldıktan sonra indim ve mersin`e dönmek için otobüs aramaya başladım. 02:00`de araba vardı. Epey bekleyecektim. Hafızamda olduğu kadarıyla    şiirler göndermeye başladım telefonuna. Müsait değildi sanırım, 01:30 gibi aradı gülümser ve sıcak tavrıyla. Deli olduğuma kanaat getirmişti artık, hala inanamıyordu onunla konya`ya kadar geldiğime. Sıcak ve sarmalayıcı bir sohbetti. Yarım saate yakın konuştuk telefonda ve sonrasında mersin`e döndüm. sabah    uyanır uyanmaz artık ilk işimiz telefona sarılmaktı. Kırk yıldır hasret, kırk yıldır ayrı gibiydim onunla. Telefon yetmiyordu, sesini duymak yetmiyordu. Bir-iki gün içerisinde telefonda sevişmeye başlamıştık. Telefonla dokunabiliyor, mesajlarıyla tenini hissedebiliyordum. Bu şekilde onunla olmak acı veriyordu. Dayanamıyordum artık. Anlaştık    ve perşembe günü ankara`da olacaktık. Sürecin bu kadar hızlı ilerlemesi beni de korkutuyordu ama bir girdaba düşmüş gibiydim ve akıntıya .    bırakmıştım kendimi.Ne olursa olsundu. Sırılsıklam tutulmuştum çünkü, vücudumun kimyasını değiştirmişti ve aynı etkileşimi o da ifade ediyordu bana. Başka türlü bir şey de umurumda değildi. Beğeniyor, beğeniliyor ve yüceltiliyordum. Kaç erkek veya kadın yaşadığı bir beraberlikten dolayı kendini ayrıcalıklı hissedebiliyor. Bal gibi de ayrıcalıklıydım ve ona da ayrıcalıklı olduğunu hissettiriyordum. Perşembe zor geldi, bir ömür beklermişcesine zaman geçmek bilmedi. çarşamba    günü gece yola çıktım, perşembe sabahı orda olacaktım. O da sabahtan izmir caddesinde beni bekliyor olacaktı. Yol boyunca şoförün bütün    silsilesine küfür ettim. Bana göre yavaş gidiyordu ve zaman geçmek bilmiyordu. Yola çıkmadan önce oteli arayıp ikimizin adına yer ayırttırdım.    Nihayet ankara`daydım. Servis`e binip izimir caddesine geldiğimde gözlerime inanamadım. Benden önce ordaydı. Uçarak indim servisten. öyle sarılmıştık ki, iki koca dağın, çölün suya hasreti gibi kenetlenmiştik. Kokusu bambaşkaydı, gün ışığıma kavuşmuştum. Binlerce öpücük konduruyordum yüzüne, alnına boynuna. Hâlâ utangaç ve mahçuptu. Yüzünü aldım avuçlarımın arasına, güneşi avuçlarımın arasında hissediyordum. Gözlerinde binlerce yıldız, sarmaya, öpmeye doyamıyordum.Eşyalarımı aldım ve otele geldik. Yukarıya çıkmak istemedi benimle, utangaçtı, ne kadar ısrar ettiysem nafile. Sorun değildi, yukarıya çıkıp eşyalarımı bırakım, ve çantamda onun için hazırladığım    iki hadiye paketini alıp aşağıya indim. Lobide verdim birinci hediyesini, paketi heyecanla açtı ve ardından yüzünde güller açan bir gülümseme.    Küçük bir ayıcık vardı kucağında, çok mutlu görünüyordu, uzandı ve sıcacık bir öpücük kondurdu dudaklarıma. Eşyaları hâlâ lobide yanımızdaydı, hazırlanıp    hazırlanmayacağını sordum. Itiraz etmedi ve eşyalarını alıp yukarıya çıktı. heyecanla onu bekliyordum, bir yandan da inanasım gelmiyordu, o artık sevgilimdi. Yarım saat kadar sonra indi lobiye, harika görünüyordu, saçlarını arkadan topuz yapıp toplamış, hafif bir makyaj yapmıştı. üzerinde siyah ve    şık bir manto, altında ince, dar boğazlı bir kazak ve altına da diz kapaklarına kadar uzanan dar bir mini etek giymişti. Gözlerimi alamıyordum, güneş gibi parlıyordu karşımda, ışıklar içerisindeydi. çıkıp akşama kadar dolaştık dışarıda, akşam için program hazırlamıştık. Gidip bir .    yerlerde baş başa eğlenecektik. Ayıcığın patisine dokunduğunda - i love you diyordu. Parmakları aynı ritme alışmışcasına sürekli dokunup duruyordu ayacığın    patisine. Büyülenmiş gibiydi. Söze girdi: - biliyor musun? Sıkılmadan sonsuza kadar dinleyebilirim bu cümleyi. Gülümsedi, gülümsedikçe gün devriliyordu gözlerinin akşamında.    Kahvaltımızı yapıp uzun uzun hasret gideriyorduk. O da hâlâ inanamıyordu yaşadıklarına, ben alamıyordum gözümü yaydığı gün ışığına. Dışarı çıkıp saatlarce dolaştık, gençlar gibi şendik. Akşam kızılay`da bir bar`a oturup beraberliğimizin tadını çıkardık. Harika bir müzik eşliğinde, belki de bize öyle geliyordu, saatlerce dans ettik. Kollarımda bir bulut kümesinin yumuşaklığını taşıyor gibiydim. Bu kadar duru, bu kadar beyaz. Inanasım gelmiyordu. Dans ederken fısıl fısıl konuşuyorduk: - biliyor musun? Bir erkekle daha önce yaşadığım en ileri şey ele ele tutuşmaktı. şu an    bir erkekle, kollarımda, sarmalamanın yetmediği erkeğimle koyun koyunayım. - biliyor musun? Gün ışığı bu denli hiç yakmamıştı benliğimi, bedenimi. Işığımsın, sebebimsin. Başı omzumdaydı. Sıkı sıkıya sarılmıştı, tek vücut gibiydik. Hiç bu kadar içmediğini söylemişti, arka arkaya şarap kadehlerini bir bir yuvarlamıştı. Yanakları şarabın kızılına inat al aldı.Epey yarılamıştık geceyi ve sevgilim epeyce çakırkeyif olmuştu. Toparlandık, dönme vaktiydi artık ama çakırkeyf olmasına rağmen gecenin nasıl biteceğini biliyor ve tedirginliğini yansıtıyordu. otel yakındı, öpüşerek, sarılarak usul usul kathediyorduk mesafeyi. Lobiden anahtarımızı alıp    asansöre bindik. Ellerimiz, vücutlarımızın her noktasına temas ediyordu. Odamızın bulunduğu kata gelmiştik. Eğilip kucağıma aldım ve koridoru uçarcasına geçtik adeta. Anahtar elimdeydi, kapıyı açıp ayağımla ittim ve içeri girdik.Uzun uzun öpüşüyordukTopuğumla kapadım kapıyı. Oda sokak ışıklarıyla, ben onun yüzüne baktıkça aydınlanıyordum. Usulca yatağa bırakıverdim ve yanına uzandım. Soluksuz kalmış gibiydik, derin derin soluyorduk havayı. Yüzünde, vücudunda dolaşıyordu ellerim. Gözleriyle bir şeyler anlatmak istiyor gibiydi. Adeta, daha fazla ileri gitmeyelim, bu kadarı bile benim için fazla, der gibiydi. Acemi, ama içten öpücükleri vardı.Uzun uzun öpüşüyorduk. En mükemmel mevsim meyvesinden bile alamayacağım tadları, dudaklarından alıyordum. Ama nafile, yavaş yavaş üzerindekileri çıkarmaya başlamıştım. .    Pardesösü, eteği, kazağı, ayakkabıları ve derken iç çamaşırlarıyla kalmıştı. öylece bırakıp doğruldum yerimden. Mini dolaba ilerleyip şarap şişesini aldım. Merakla beni izliyordu yerinden yarı doğrulmuş şekildeMantarını açıp yanına geldim. şişeyi dudaklarına uzattığımda suya hasret çöl gibi yudumlamaya başladı. Dudaklarının kenarlarından süzülenleri dilimle almaya başladım usul usul. Ardından şişeyi doğrultup .    birkaç yudum aldım ve başucumuzdaki komodinin üzerine bıraktım. Dadaklarımız kenetlendi önce, alev parçası dudakları dudaklarımın arasındaydı. Artık hiçbir şeyi umursamıyor gibiydi, rahatlamıştı. Kıvranıp duruyordu kollarımda. Ellerim, pürüzsüz bacaklarında, kadifeden yumuşak vücudunda dolaşıyordu. Kazağımı ve fanilamı çıkarmama yardımcı oldu, üstüm çıplaktı ve üzerine çekmişti beni. Vücuduna vücudumla dokunmak tamamen beni baştan    çıkarmıştı. Sütyenini çıkardım, harika ve dimdik göğüsleri vardı. Uçları yüzüme dönüktü, bir yandan boynunda dilimi gezdiriyor, bir elimle göğslerini avuçluyordum. Avucumdan taşarcasına iriydiler. Işinde mükemmeliyetçi bir heykeltıraşın elinden çıkmışçasına kusursuz bir vücutla karşı karşıyaydım. Dokunmak yetmiyor, öpmek bir o denli    eksik kalıyordu. Göğüslerine uzanırken elinin kemerimi çözmeye çalıştığını fark ettim. Pantolonumu çıkarıp attık bir kenera. Göğüsleri göğüs kafesimi zorlarcasına kenetlenmiştik. Vücudunun vücuduma değen her yeri, çıplaklığı yakıp kavuruyordu beni. çılgınca öpüşüyorduk. Elimi külodunun yanından geçirerek aşağıya indirmeye çalıştım, çıkarmamak için    itiraz etti. Tedirgin olmuştu. çenesinin gamzesinden aşağıya, göğüslerine, göbek çukuruna inerek vücudunun her zerresinin tadını almaya çabalıyordum. Kasılıyordu. Göbeğinde dilimi    gezdiriyordum, kadınlığının kokusu artık ciğerlerimin en derin noktasına kadar hissedilebiliyordu. Dilim külodunun üzeri ve kasıklarında dolaştığında yay gibi gerilmişti. Iki elimle külodunu yanlarından çektiğimde artık itiraz etmiyordu. Bacaklarıyla yardımcı olarak çıkarmama izin verdi. Vajinasının o muhteşem kokusu daha da kesif bir hal alarak burnumdan ciğerlerime dolmuştu. Sağ ayak bileğini tutmuş ve usul öpücükler kondurmaya başlamıştım. Ayağının baş parmağı dudaklarımın arasındaydı,    dilimi etrafında döndürüyordum. Yavaş yavaş ayağından yukarı dilimle hareket edip baldırlarına, diz kapağına ve bacağını kendime çekerek kasıklarına ulaşmıştım. Ensemden ve saçlarımdan sıkı sıkıya kasıklarına bastırıyordu beni. Kesik iniltileri yayılıyordu odaya. Bu tat dayanılmazdı.Kasıklarının etrafında dolaşıyordu dilim, sonra vajinasının çevresinde.    Tüylerinin yeni temizlendiği belliydi, klitorisi şişmeye başlamıştı. Usulca dilimi etrafında gezdirmeye başlamıştım. Sonra bacaklarını geriye çektirip yavaş yavaş yanlara doğru    açtırmıştım. Bir kolum kavis çizmiş şekilde göbeğinin üzerindeyken parmaklarımla vajinasının dudaklarını ayırmış, diğer elimle külodumu çıkarmış ve ardından göğüslerini okşamaya    başlamıştım. Yavaş yavaş dilimi vajinasının dudaklarında gezdirmeye başladım.Bu tat dayanılmazdı. Her türlü bildik tadı bastırmaya namzet, dayanılması mümkün olmayan bir tadtı. Titremeye başlamıştı. Kısık kısık çığlıklar atıyor, kalçasını ileri geri hareket ettiriyordu. Demek sevişmek öğrenilmiyordu, acemi olmasına rağmen kendisini içgüdülerine    teslim etmişti. Titremeleri şiddetlenmeye ve ardından kasılıp kalmasına neden olmuştu. Kalçaları bir süre hareketsiz kaldıktan sonra yatağa düşmüştü. Bacak arasından yavaş yavaş dilimle göbeğine, göğüslerine ve oradan da boynuna doğru uzanmıştım. penisim vajinasının hizasındaydı. Yüzünü avuçlarımın arasına alıp dudaklarından öpmeye    başladım, baygın gibiydi. penisimi bir elimle tutup vajinasının dudaklarının, o muhteşem ince çizgisinin arasında gezdiriyordum. Kalçaları yeniden hareketlenmişti. penisim vajinasının üzerinde gezinirken, ıslaklığıyla kremlenmiş gibiydi. Yavaş yavaş penisimin ucunu o ince çizginin arasına yerleştirmeye başlamıştım, korkuyordu. öpüşüyorduk. Hafif hafif ilerlemeye    başlamıştım, yüzü acı çeker bir hal almıştı, öylece bıraktım. Kesik ve ince sesi yükseldi: - yeter artık, ne olacaksa olsun. Biraz daha ilerlemiştim, kaskatı kesildi, penisim prese alınmış gibiydi. - dayanamayacağım, çok acıyor, devam etmeyelim lütfen. - sabret birtanem, az .    kaldı, bitiyor artık omuzlarımdan geriye itiyordu beni. Biraz daha yüklendim, canının çok acıdığı belliydi. - yapamayacağım, canım çok yanıyor, keselim artık. - bitiyor meleğim, biraz daha sabredersen acın sona erecek, emin ol. Bunu söylerken bir dağı iki kulağından ayırıp ortadan    bölmüş gibiydi penisim. Azar azar ilerliyordu. Nihayet son durağa gelmiştik. Ağlar bir vaziyetteydi. - nolur yeter, canım çok yanıyor dudaklarından    öpüp yüzünü avuçlarıma aldım: - kadınsın artık, bitti, kadınımsın. - ulaş, lütfen, bayılmak üzereyim, bırak lütfen deyip kenara çekildi. Yan dönüp bacaklarını karnına çekti, canının çok acıdığı belliydi. Kasıklarını, karnını avuşturuyordu. Arkasından yanına sokulup sarıldım: - meleğim, bitti artık, başardın, canın artık hiç acımayacak. - olmaz olsun böyle bitiş, komaya gireceğimi sandım, canım çok acıyor - hadi gel, sıcak bir    duş sancına iyi gelir, rahatlatır seni. Demek ha deyince olmuyormuş, bunu ilk defa yaşamıyordum, kadınlar mutlaka çok fena bir acıya    katlanmak zorunda kalıyorlar. O esnada zevk yaşamaları pek mümkün görünmüyor. Zar zor yerinden doğrultarak duşa doğru götürdüm onu. Su sıcaklığını    ayarladıktan sonra sifonu omuzlarından başlayarak vücudunda gezdiriyordum. Suyun sıcaklığı yavaş yavaş kasılmasını ortadan kaldırmış, rahatlatmıştı. Sifonu kasıklarında dolaştırıyor, bir elimle de masaj yapıyordum. Su zerrecikleri bir mermerden aşağıya kayar gibi süzülüyor, göbeğinin üzerinden kasıklarına doğru akıyordu. Gevşemiş, rahatlamıştı. - devam    et lütfen iyi geldi. Diyordu, eliyle kasıklarına masaj yapan elimi iyice bastırıyordu. Gözü hala kaskatı yerinde duran penisimdeydi. - seni tatmin edemedimderken yüzü hüzünlü bir hâl almıştı. Neredeyse ağlayacaktı. Küvetin kenarına oturmuş, başı önündeydi. Bacaklarının arasından süzülüp pembeye dönüşen suya    bakıyordu. - artık bir kadınım - evet.Sonra dönüp yukarıya yüzüme .    doğru baktı ceylan gözleriyle - senin kadının - tamamen benim    kadınım. Ama bitmedi, şimdi kadınlığının tadını çıkarmaya başlıycaksın. - yine mi aynı acı, ama canım çok yanıyor, devam etmesek olmaz mı? - artık yanmıycak, geçti artık, göreceksin. Havluyu alıp, usul usul kuruladım onu. Ardından o da beni. Elinden tuttum, odamıza .    yöneldik. Yatağın kenarında ayaktaydık. Belime sarılmıştı, penisim göbeğiyle göbeğim arasında kalmıştı. Uzanıp dudaklarını dudaklarımın arasına aldım. Göğüs uçları göğsüme saplanmak    istercesine zorluyordu. Yavaş yavaş yatağa uzandık. Kulak memelerini emiyor, dilimi kulağının etrafında gezindiriyordum. Eli penisime uzanmış, avucunun arasında ileri geri hareket ettiriyordu. Nabız gibi atıyordu penisim. Omuzlarını öpüyor, aşağıya göğüslerine iniyordum. Ardından dilimle ve dudaklarımla vücudunda kavisler çizerek aşağıya inip    kasıklarına ulaşmıştım. Iki elimi kalçalarının altına koyduğumda bacaklarını iki yana aralayıp arzuyla kadınlığını bana uzatmıştı. Kalçaları yumuşacık ve eriyecek gibiydi avuçlarımın arasında. Dilim kasıklarının arasında, vajinasının üstünde, göbek çukurunda dolaşıyordu. Kalçaları yine dans etmeye başlamıştı. Klitorisini dudaklarımın arasına alıp sulu    bir şeftaliyi emer gibi emiyordum. Ellerimi kalçalarından çekip bacaklarını omzuma aldım. Iki yana iyice ayırarak dilimi vajinasının derinliklerine indiriyor, arada    klitorisine küçük ısırıklar atıyordum. çıldırmış gibiydi, başımı iyice bastırıyordu kasıklarına. Vajinası iyice sulanmış, tadı emsalsiz bir hâl almıştı. Birden doğruldu    yerinden ve: - bana oral seksi öğret lütfen, ben de sana aynısını yapmak istiyorum, bütün sınırları zorlayalım lütfen. Sevgilime en    güzel anları yaşatmak istiyorum. - peki, kendini bana bırak o zaman. Altmışdokuz pozisyonuna geldik yatakta. Kalçaları yüzümün ortasındaydı, biraz daha eğilmesini sağlayıp iki elimle kalçalarını ayırdım. penisimi kökünden yakalayıp usul usul ucunu öpüyordu. Yönlendiriyordum onu. - dilini ucunda, etrafında gezdir, em onu. Dediklerimi birebir yapıyordu. Vajinasını şimdi daha iyi yalıyor, derinliklerine daha rahat ulaşabiliyordum. Etrafında geziniyor, kalçalarının arasını, küçük noktasını    yalıyordum. çıldırmış gibiydi. penisimi deli gibi emiyordu. Kalçalarımla ona yardımcı oluyor, boğazının derinliklerine doğru ileri geri hareket ettiriyordum. Sanırım aldığım alkol, erken boşalmamı engelliyordu. Bir süre sonra onu ters çevirip kucağıma oturttum.Penisim göbeğime yaslanmış, vajinası üzerindeydi. Yerimden doğrulup dudaklarını dudaklarımın    arasına aldım. çıldırasıya öpüşüyorduk, acemi öpüşleri geçmiş, daha arzulu ve yakıcı bir hâl almıştı. Biçimli ve dolgun dudakları dudaklarımın arasında    eriyor gibiydi. öpmeyle doyulacak gibi değildi. Kalçalarını iki elimle yakalayıp penisimin üzerinde ileri geri hareket ettiriyordum. Ritmi anlamıştı. Bir şey    yapmama gerek kalmaksızın kalçalarını kucağımda ileri geri hareket ettiriyor,penisimi vajinasının ince çizgisinin üzerinde gezintiye çıkarıyordu. Dayanamıyordum artık. penisimi ucundan tutup vajinasının o kadife dudaklarının arasından yavaş yavaş içeri doğru hareket ettirmeye başladım. Kalçalarıyla bana yardımcı oluyordu. şimdi daha rahat ilerliyordu    penisim. Canı acımıyordu önceki gibi. Yarıya kadar gelmiştim. Bacaklarını alttan .    tutup kucağımda oturtup kaldırmaya başladım. Her kaldırıp oturtuşumda alt dudağını ısırıyor, inliyordu kesik kesik. - evet, sonunda oldu. Dedikten sonra ellerimi çekip yavaş yavaş sonuna kadar oturmaya başladı penisimin üzerine.    Tamamını almıştı içine, yüzü kaskatı kesilmiş, kesik kesik nefes alıyordu. Elleriyle göğsüme yaslandı sonra fısıltılı bir ses tonuyla kesik kesik .    ve inleyerek konuşmaya başladı. Nefesi ilk baharı tomurcukları açtırıyordu yüreğimin her yerinde, bahar oluyor, bahar kokuyordum: - bunu başarabileceğime inanmıyordum, Göğüslerini avuçlarımın arasında eziyorkorkutmuştu beni ama şimdi tamamı içimde. - hepsi senindir meleğim, tamamen seninim. Yavaş yavaş oturup kalkmaya başladı    sonra. penisim ucuna kadar vajinasından çıkıyor, sonra usul usul oturmasıyla .    derinliklerinde kayboluyordu. Baş parmağımla klitorisini okşuyor, ovalıyordum. Sonra ritmini biraz    daha hızlandırıp ileri geri hareket etmeye başladı. Zincirinden koparılmış aç birer hayvan gibiydik. Göğüslerini avuçlarımın arasında eziyor, uçlarını küçük küçük    ısırıyordum. Artık içgüdülerimiz yönlendiriyordu bizi. Hâlâ boşalamıyor, buna inanamıyordum. Hareketlerimiz iyice hızlanmıştı. Kucağımda deliler gibi hareket ediyor, penisim vajinasının kayganlığıyla    hızla derinliklerine girip çıkıyor, çıkan ses iyice çıldırtıyordu beni. Sonra kucağımdan çekip, yatağın ortasında dizlerinin ve ellerinin üzerinde durmasını sağlayıp    arkasına geçtim. Kalçalarının arasında penisimin ucunu vajinasının etrafında gezindirme başladım.Iyice sabırsızlanmıştı. Usulca ucunu yerleştirdim, dudaklarının arasına, yavaş yavaş ilerledi penisim.    Menzilini biliyor, kendinden emin ilerliyordu derinliklerinde. Sonunda tüm derinliğine kadar .    saplandı. Etrafımda binlerce yıldız dans ediyor gibiydi, bir cennet bahçesine    dalmış gibiydim. Kalçalarımız artarak hızlanmaya başladı, ritmi öğrenmişti artık sevgilim. Harika sevişiyordu. Canı yanmıyordu, zevk alıyordu, tüm benliğiyle eşlik ediyordu.    Göğüslerini okşuyordum bir elimle ve hızla sokup çıkarıyordum penisimi. Epeyce bir vakit geçmişti, zaman zaman yığılıp kalacak gibi oluyor, kasılıyor, vajinası penisimi kas katı kavrıyor, orgazmlar yaşıyor, artık yüksek sesle çığlıklar atıyordu. Doyamıyordum. Boşalmam çok fazla gecikmişti. penisim içinde nabız    gibi atıyordu. Yüzü koyun uzanmış, penisim içindeydi. Yatağın iki yanına ellerimi dayamış hızlı hızlı sokup çıkarıyordum penisimi. Testislerim kalçalarında şaklıyor,bu hem ona hem bana ayrı keyif veriyordu. Yüzü yastığa dayalı, bugüne kadar görmediğim farklı bir tebessüme bürünmüştü. Mutluydu sevgilim halinden,    keyifliydi. Terlemiştik. Işıl ışıl parlıyordu vücudu, doyumsuz bir görünüm sergiliyordu bu haliyle. Alnında çiğ taneleri vardı adeta. penisimi çekip vücudunu kendime doğru çevirip üzerine uzandım. Bacaklarını iki yana biraz daha ayırıp penisimi vajinasının derinliklerine ittim.Artık zorlanmıyordu. Yüklenmemle birlikte yine kasılmaya    başladı, bir süre öylece kaldık. Vajinasından süzülen sıvıları kasıklarımda hissedebiliyordum. Onu deliler gibi öpüyor göğüs uçlarını emiyordum. Yavaş yavaş tekrar hareketlenmeye başladım. penisim içine hızla girip çıkıyor, kalçalarıyla o bunu daha da hızlandırıyordu. öyle hızlı hareket etmeye başlamıştım ki, bacaklarını belime iyice sarmalayıp elleriyle kendine iyice çekiyordu. Prangaya alınmış gibiydim.Gözümden şimşekler çakmaya başlamıştı, kasılmaya başladı tekrar öyle sıkı sıkıya kenetlemişti ki beni, penisim tümüyle içinde kaybolmuştu. Bu orgazmı diğerlerinden daha şiddetliydi. Vajinası penisimin etrafında kasılıp duruyordu. Kaskatı kesilmiş, gerilmişti. Göğsümü    çok feci ısırıyordu, canım yanıyordu ama umurumda değildi. Bir süre sonra bacakları ve sırtıma doladığı elleri gevşemeye başladı.Usul usul hâlâ penisim vajinasında bir ileri bir geri hareket ediyordu. Dudakları dudaklarımın arasındaydı, dilini emiyordum. Bir süre sonra kasılmaya başladım. Hızla çıkardım penisimi içinden. Göbeğine doğru boşalmaya başladım. Bir yandan bana, bir yandan penisimden boşalan sıvılara bakıyordu. şaşırmıştı. Ne yapacağını bilmiyordu. Kaskatı kesilmiştim. Yanına, köküne yediği son balta darbesiyle yıkılmış kavak gibi düştüm.Terden sırılsıklamdım. penisimi okşuyor, bir yandan da beni öpüyordu. -    buna inanamıyorum, neler hissettiğimi anlatamam, kelimelerle ifade edilecek gibi değil. Sımsıkı sarıldı sonra yan dönüp. Her tarafıma öpücükler konduruyordu. Komodinin    üzerindeki peçetelerden alıp üzerini temizledim. Itiraz etti önce temizlememe, dokunup algılamaya çalışıyordu - seni tatmin ettim, bu benim için tarifsiz bir duygu şu an. Imzanı taşıyorum üzerimde. Bu tanımı hoşuma gitmişti. Beraber imzalarımızı atmıştık bedenlerimizin ötesinde benliklerimizin üzerine. Sonra üzerine    boylu boyunca uzandı. Başını göğsümün üzerine koyup sımsıkı sarıldı. Muzaffer bir komutan gibi gururluydum. Sonra o muhteşem, güne inat yüzünü    avuçlarının arasına alıp, dirseklerini göğsüme dayadı. Gözlerimin içine bakıyordu ceylan gözleri. Tarifsiz bir mutluluk ve tebessüm vardı dudaklarında ve yüzünde. Tarifsiz kokusu yayılmıştı odanın her yerine, inanılmaz bir kokuydu. - biliyor musun, seni daha önce tanıyamamış olmaktan dolayı çok şey    kaybetmişim. Seni anlayamayacağın derecede, her şeyden öte seviyorum. çok şanslıyım. Tarifsiz duygular yaşıyorum. Yüzünü göğsüme iyece yaslayıp, yüzünü, saçlarını okşamaya    başladım. - bulutlara, yıldızlara dokunuyor gibiyim. Hayatıma girdiğin günden beri bir peygamber edasıyla dolaşıyorum ortalıkta. Daha önceleri nerelerdeydin? Seni seviyorum demek nereye kadar yeterli, ne kadar anlamlıdır ki!!!. şimdi yaslandığın yer zehir zıkkım bir cehennem, eşkıya iniydi. Dokundun, cennet bahçesine çevirdin. Dilediğince hüküm sür. Var olmasını, çarpmasını dilediğin, istediğin sürece .    senindirUsul usul inci taneleri dökülüyordu gözlerinden. Yanıma uzanıp sıkı sıkı sarıldı. - beni hep böyle sev, bırakma olmaz mı? Alnından öpüp göğsüme iyice yasladım. Göz yaşlarıma hâkim olamıyordum. Koyun koyuna deliksiz bir uykuya daldık. Hiçbir zaman bu denli huzurlu ve mutlu uyuduğumu hatırlamıyorum. sabah uyandığımızda yeniden tarifsiz ve emsalsiz .    bir sevişme yaşadık. Devamı mı? Daha sonra. Hâlâ devam edip etmediğini soruyorsanız, ayrıldık. şaşırmayın, gerçekten ayrıldık. O şimdi evli ve bir genç annesi. Neden diye sormayın lütfen, epeyce vaktinizi aldım zaten!!!! Başka zaman devam etsek olmaz mı? Mail yazmak isteyenleri    bekliyorum. Onunla yaşadığım diğer anılara gelince. Yazmaya çalışacağım mutlaka. Sevgiyle kalın. Gönlünüzden ışık ve sevgi eksik olmasın. Gönderen: burakk_19
Selam Ben Ayşe, Seni Telefonda Konuşarak Boşaltmamı İstermisin ? Numaram:
00237 800 09 90

Yorumlar

Yorum Yapın!

Aşağıdaki Benzer Hikayeleride Okuyabilirsiniz.

hastanedeki sexsi hemsire

Ben boludan yazıyorum yaşım 26 boy 178 esmer biriyim neyse hastalanıp hastaneye yatmak zorunda kaldım iğneler ilaçlar serumlar derken biraz düzeldim ama busefer hemşirelerden birine hasta oldum hemşire çok seksi giyiniyor beyaz pantolonun içinde ne v... Hikaye'nin devamını okumak için tıklayınız.

ıntkam

Selam daha once hıkayelerımı yazdım. Bu olay 5 ay once oldu. ınternette bır bayanla tanıstım uzun zaman konustuk. Fakat ılk oncelerı bana gayet nazıkken bırden ne olduysa alaycı tavırlara gırdı. ınanın cok uzulmustum. 31 Yasındayım hayatı devırdım am... Hikaye'nin devamını okumak için tıklayınız.

askimi azdirdim ve beni sikti seks hikayesi

sevgilimlee yaklaşk 5 aydr çıkıyordukk.. onuu çok seviyoduum. bakireydim ama onunla olmayı istiyodumm. onun da bni istediğini biliyodum. neysee her buluşmamızdaa onu azdırıyorr sikinin kalktığını farkediyodumm.. markete gttğmzdeee önünnee sürünüyorr ... Hikaye'nin devamını okumak için tıklayınız.

sevgılımle basbasa

Merhaba benım adım murat ıstanbul kucukcekmeceden hıkayeme baslamadan once kız ar kadasımı tanıtmak ıstıyorum ısmı canan bır gun arabayla gezyorduk yolda sevısen ıkı gencı gorduk ve cana cok etkılendı ve bana hadı bızde yapalım dedı bende nasıl olur ... Hikaye'nin devamını okumak için tıklayınız.

çılgın gece

Selam arkadaşlar.Bir sahil beldesinde yaşıyorum adım mert 45 yaşındayım ve dulumBir gun akşam sahilde kız arkadaşımla oturmuş bira iciyorduk. daha sonra yanımıza orta yaşlarda bir cift turist geldi. Kendi aralarında konuşuyorlardı arada bize baktılar... Hikaye'nin devamını okumak için tıklayınız.

gercek arzulu duygular

selam benım kaynımın karısı var ona aşık olmuştum kocası hapse gırınce cok azmış ve bana yakınlık gosteryordu ılk baslarda pek onemsemedım ama sonradan aklımı basımdan aldı bırgun yetişkiniyla bıze geldı ben yalnızdım uydudan porno ac dedı genç var ded... Hikaye'nin devamını okumak için tıklayınız.

azgin bayan

Selam herkese bu sitenin surekli takipcisiyim ama cogu gercek disi.Ben 6 yillik evliyim ama sexe doymadim esim okadar sexe duskun deyil bense hergun sex isteyen biriyim onun icin baska biriyle beraber oldum esimle fantazi kurardik beni arkadaslarina ... Hikaye'nin devamını okumak için tıklayınız.

mervenin azmi

Selam ben tanker bir başka olayı daha anlatmak için vakit buldum.Bu seferki kız arkadaşım yarisalim.comrveyle 3 yıl önce kumsalda karşılaşmıştık ilk gördüğümde eski sevgilime ne kadar benzediğini fark ettim ama ondan çok daha güzeldi.Bir şekilde tanıştık ... Hikaye'nin devamını okumak için tıklayınız.

çiçekçide:)

Merhabalar;Anlatacağım olay 2 sene önce gerçekleşti. Ben 23 yaşında sex hayatı gayet yoğun biriyim. Çevremde yakışıklı olarak nitelendirilirim. Yaz olması sebebiyle eniştemin yanında markette çalışıyordum. Hemen yan tarafımızda sıkça görüştüğümüz mur... Hikaye'nin devamını okumak için tıklayınız.

20 yaşındaydım ...

20 yasındaydım. Yeni yeni karsı cinse ilgi duyuyordum. O zamanlarda etrafıma baktığımda bana en yakın olarak 25 yaşındaki en alt katta oturan komşumuz arzu hanım bulunuyordu. Onun füze gibi olan memeleri beni öylesine tahrik ediyordu ki adeta duvarla... Hikaye'nin devamını okumak için tıklayınız.